Psikoloji alanında yürütülen kapsamlı bir araştırma, mesleki tercihlerin yalnızca bireyin yetenekleri ve kazanç hedeflerine göre yapılmadığını gösterdi. Yaklaşık 8 bin katılımcıyı kapsayan bu uluslararası çalışma, belli kişilik özelliklerini taşıyan bireylerin bazı meslek gruplarını bilinçli olarak tercih etmeyip, farklı iş alanlarına yöneldiğini ortaya koydu.
Kariyer planlamasında hangi mesleğe yöneldiğimizi belirleyen etkenler uzun süre teoride sadece beceri, eğitim ve ekonomik değerlerle açıklanıyordu. Fakat Kopenhag Üniversitesi’nden bilim insanlarının Danimarka, Almanya ve ABD dahilinde gerçekleştirdiği yeni analiz, kişilik yapısının özellikle “Karanlık Faktör (D Faktörü)” olarak adlandırılan psikolojik boyutun mesleksel yönelimlerde güçlü bir etkisi olduğunu gösterdi.
‘KARANLIK FAKTÖR’ (D FAKTÖRÜ) NEDİR VE NEYİ İFADE EDER?
Psikoloji literatüründe son yıllarda dikkat çeken D Faktörü, bireylerin çoğu zaman kendi çıkarlarını başkalarının ihtiyaç ve haklarının önüne koyma eğilimini tanımlar. Bu özelliklere sahip bireyler, manipülasyon, etikten uzak davranışlar ve başkalarının haklarına saygı göstermeme gibi eğilimler gösterebilmektedir. Çalışmanın yürütücülerinden biri olan psikolog Ingo Zettler, bu kişilik dinamiğinin sadece günlük davranışları değil, uzun vadeli mesleki yönelimleri de biçimlendirdiğini vurguluyor.
BAZI MESLEKLER ‘KARANLIK’ KİŞİLİKLER İÇİN NEDEN DAHA AZ CAZİP?
Araştırmada meslekler, altı ana kategori üzerinden sınıflandırıldı. Bu sınıflandırma içinde öğretmenlik, hemşirelik, psikologluk ve terapistlik gibi doğrudan insanlara yardım etmeyi ve destek sunmayı hedefleyen “sosyal” meslek grupları, yüksek D ölçümüne sahip bireyler için en az tercih edilen alanlar arasına girdi. Uzmanlara göre, başkalarına empatiyle yaklaşmak ve onların iyilik halini gözetmek, güçlü bir çıkar odaklı kişilik yapısına sahip bireylerde doğal olarak itici bir meslek tanımı oluşturuyor. Bu kişiler için işinin özünde insanlara yardım etmek veya onların hayatlarına katkı sağlamak yerine, bireysel hedeflerine ve avantajlarına odaklanabilecekleri meslekler daha çekici olabiliyor. Bu durum, iş yaşamı planlamasında etik değerlerin ve kişilik dinamiklerinin çok daha önemli olabileceğini gösteriyor.

GİRİŞİMCİ ROLLER VE KÜLTÜREL FARKLILIKLAR
Araştırma aynı zamanda, bazı mesleki rollerde sonuçların kültüre göre değişebildiğini işaret ediyor. Örneğin yönetici pozisyonları ile satış gibi girişimci rollerde Alman örnekleminde, ‘karanlık’ kişilik özelliklerine sahip bireylerin bu alanlara daha yüksek ilgi gösterdiği belirlenmiş olsa da, Amerikan ve Danimarkalı katılımcılarda bu eğilim aynı düzeyde gözlenmedi. Araştırmacılar bu farklılığı, toplumsal ve kültürel faktörlerin kişilik ve meslek algısı arasındaki ilişkiyi değiştirebileceğine bağlıyorlar. Araştırma bulguları, sanatsal meslekler (örneğin tasarımcılar, müzisyenler vb.) için de benzer bir eğilim gösteriyor: Bu alanlar da söz konusu kişilik yapısına sahip bireyler tarafından sosyal meslekler kadar tercih edilmiyor.

KARİYER SÜREÇLERİNDE KİŞİLİK ANALİZİNE İHTİYAÇ VAR MI?
Bilim insanları, bu verilerin işe alım süreçlerinde ve kariyer rehberliği uygulamalarında dikkate alınmasının hayati önem taşıdığını belirtiyor. Kurumlar için sadece adayın teknik becerilerini değerlendirmenin yeterli olmayacağı; kişilik özelliklerinin de ölçümlenmesinin, organizasyonların etik normlarını korumada önemli bir rol oynayacağı vurgulanıyor. Ancak uzmanlara göre, bu tür psikolojik analizlerin tek başına karar verici bir kriter olmaması, diğer ölçütlerle birlikte dikkatle değerlendirilmesi gerektiğinin altı çiziliyor.
27.03.2026 21.34